19 Eylül 2008 Cuma

İlk yazı ve Tsartas

Bir blog açtığım gün ilk yazımı o adam için yazacaktım. Vassilios Tsartas. Birkaç maçını seyrettiğim Tsartas’ın haddinden fazla ‘cool’ hali ilgimi çekmişti. Derken blogun ilk adımlarını attığım günlerde bir arkadaş vasıtasıyla Yunan bir futbolseverle kontak kurup Vassilios hakkında bilgi istedim. Vassilios’un kariyeri zihnimde sessiz, sakin, kendi yolunda bir futbolcu canlandırdı. Para hırsı olmadan, sadece futbol oynayan, ülkesini, taraftarını, takımını seven bir futbolcu. Ancak durum hiç de öyle değilmiş. Önce kısaca Tsartas’tan bahsedeyim. Tsartas’ın AEK kariyeri, Yunanistan’ın amatör takımlarından Naousa’dan taraftar grubu Original 21 tarafından getirilmesiyle başlıyor. Yunan oyuncu, 90’lı yılların sonunda büyük başarılara imza atıyor ve Ethniki Categoria’da hem gol kralı hem de ligin en iyi oyuncusu seçiliyor. Duran toplarda da Yunanistan’ın gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olduğu rivayet edilen Vassilios, başarılı performanslarının ardından sonra rotayı batıya çevirip Sevilla ile anlaşıyor. Tsartas, dört sezon da burada geçiriyor ve istatistikler onun her iki maçta bir gol attığını söylüyor. Buraya kadar her şey normal. Bu kariyere bakınca insan doğal olarak daha üst kademe bir transfer bekliyor. Ancak o ülkesine dönmeyi tercih ediyor. Yaş 28. Neden eski takım diye merak ederken Yunan futbolcuların birçoğu eninde sonunda kendi ülkesine döndüğünü Yunan arkadaşımızdan öğreniyorum.

Son AEK kariyerinde imza attığı rakamlar da hayli etkileyici. 98 maç 43 gol. Tsartas aynı performansı tekrarlıyor tekrarlamasına ama yurtdışı onda bizim bildiğimiz tabirle bir Fatih Terim sendromuna yol açıyor. Sevilla macerası ve başarı, megaloman, kibirli, kendini takımdan üstün gören bir Tsartas yaratıyor. Zamanla takımdakilerin antipatisini kazanırken her şeyden habersiz taraftar onu gönlündeki tahta oturtuyor. Ancak her şey tozpembe gitmiyor tabiî ki. AEK iflasın eşiğine geliyor. Alacaklar ödenmediği takdirde AEK’nın UEFA Kupası’na alınmaması gündemde. Derken işin içine Demis Nikolaidis giriyor. Yunan futbolunun bir başka efsanesi. Alacakları ödüyor ancak yakın arkadaşının patron rolüne girmesi Tsartas’ın hoşuna gitmiyor. Sürekli Demis hakkında olumsuz yorumlar yapan Tsartas, sonunda taraftardan da bir tokat yiyor ve "istenmediğim yerde bir dakika durmam" diyerek Köln takımıyla anlaşıyor. Burada da bir yıl geçiriyor. Ve arkadaşımızın Yunan oyuncular hakkındaki yorumunu haklı çıkartarak Ethnikos Piraeus takımına geliyor. Bir yılda üç maça çıkarak kariyerinin son sezonuna imzasını atıyor. Blogun ilk yazısı için addettiğim Tsiartas hakkında daha güzel şeyler söylemeyi hesap ediyordum ancak kendisi sandığım gibi sessiz sakin bir adam değilmiş. Oysa ben onu milyon dolarlık kölelerle karşılaştırdıktan sonra ne kadar onurlu bir mücadelesi olduğundan dem vuracaktım.

1 yorum:

Alfredo Di Stéfano dedi ki...

tsartas'ıda tanımış olduk böylece...bu ilk yazında sanki 40 yıldır blog yazıomuşsun gibi yazmışsın tebrikler :D