14 Eylül 2009 Pazartesi

Arkayı 5'leyelim!

İspanya maçı 16.45’te olunca biz de City-Arsenal maçını feda ettik 12 Dev Adam’a… İyi ki de etmişiz… Zorluyorum hafızamı fakat hatırlayamıyorum. Neyi mi? Böylesine üst düzey bir takıma karşı kendi oyunumuzu kabul ettirmemizi… Rakibin en büyük kozunu savunma silahı ve taktik yapımızla etkisiz hale getirtmemizi… Oyuncularımızın egolarından arınarak tam bir takım oyuncusu olmasını… Bu özelliklerin hepsine farklı dönemlerde rastladık. Ancak bir arada seyredemedik. İşte bu açıdan Eurobasket turnuvasındaki Türkiye, bugün yaptıkları, yarın içinse hissettirdikleriyle tüm herkese heyecan veriyor.

3’te 3 yapmak sürpriz bir sonuç değildi. Zira kabul etmek gerekir ki grubumuzun kuvvetli takımı bizdik. Ancak galibiyete ihtiyacı olan İspanya’ya karşı maç boyunca oyundan kopmadan, geri düştüğünde nefesini rakibin ensesinde hissettiren, öne geçtiğindeyse stres altına girmeden basketbolunu oynayan Milli Takım hem 4’üncü galibiyetini aldı hem de final kapısının ulaşılamaz bir yerde olmadığını gösterdi. Bu açıdan gelecek planları için önemli bir maçtı İspanya ve son saniyedeki savunma pozisyonumuz dahil kusursuza yakın bir performansla karşılaşmada galip ayrılmayı başardık.

Önümüzde Sırbistan ve Slovenya maçları var. Bugün 22.00’da Sırbistan ile karşılaşacağız. Balkan basketbolunun karakterini yansıtan Sırplar’a karşı yapacağımız en önemli iş dış şutlarda ritim bulmalarını engellemek olacaktır. Sırplar’ın kadrosuna bakacak olursak, söylemeye gerek yok Tepic’e dikkat etmek lazım. Her ne kadar bir yıldız parıltısından uzak da olsa attığı şutun kıymetini bilen bir adam. Gerektiği yerde gerektiği şekilde hiç çekinmeden şutu kaldırıyor. Ve bu özelliği genç yaştaki bir oyuncuda seyretmek büyük bir keyif veriyor şahsım adına… Krstic ne olursa olsun takımın ihtiyacı olan tecrübe eksikliğini kapatıyor ve hareketli oyunuyla skor yüküne de omuz atabiliyor. Son olarak da Teodosic’e bir parantez açmak lazım. Gerek seri basketbolu gerekse tehditkâr dış şutu (her ne kadar bu turnuvada ritim tutturamasa da çizgi dışından yüzdeli oynayan bir oyuncudur) göz ardı edilirse çok can yakar… Sırplar karşısında mevcut form durumu ne kadar bizden yanaysa bench seviyesi de o kadar bizim lehimize. Özellikle maçı ilk 5’ler rotasyona gittiğinde kopartabiliriz düşüncesindeyim…

Slovenya’ya sempati duyduğumu daha önce de yazdım. Son maçımızı onlarla oynayacağız. Ve tahminen İspanya gibi hatta zorluk seviyesi daha zorlu bir rakip bulacağız karşımızda. Henüz mağlubiyet almamış olmamız, bizi bir adım öne taşıyor. Bu açıdan Slovenya maçına da bu avantajla çıkmamız kaybettiğimiz bir maçtan sonra bile liderlik fırsatı doğurabilir. Kısaca Sırbistan maçı hedeflerimizi düşünecek olursak, en az İspanya maçı kadar kritik nazarımda. 12 Dev Adam’a güveniyoruz… İspanya’yı yendikten sonra Türk sendromuna yakalanmazlarsa (Dünya Şampiyonu’nu yendik, Sırplar’ı mı yenemeyeceğiz) Sırplar’ı da yener, her şey daha bir güzelleşir…

Hiç yorum yok: